Para Piyasası Fonları daralıyor mu?

2025 yılının kazanç karakteristiği Para Piyasası Fonlarıydı hiç kuşkusuz.

Düşük riskle enflasyon üzeri getirinin lokomotifi pozisyonunu 2025 boyunca
koruyan Para Piyasası Fonları; TCMB’nin aylık enflasyon patikasının “tahmin
aralığına yakınsadığını” görüp 2025 son çeyrekte faiz indirimlerine start
vermesiyle, bu özel statülerinin zayıfladığına tanıklık etmeye başladı.

Para Piyasası Fonları (PPF) nasıl yönetilir?

Para Piyasası Fonları, doğaları gereği kısa vadeli faiz hadlerine oldukça bağımlı
durumdalar.

Yönetim esasına göre bir para piyasası fonunun vadesine en fazla 184 gün kalmış,
likiditesi yüksek para ve sermaye piyasası araçlarından oluşması ve fonun günlük
olarak hesaplanan ağırlıklı ortalama vadesinin ise 45 günü aşmaması gerekiyor.
Bu da portföy yöneticilerini kısa vadede pozisyon almaya yönelten en temel kural
seti.

Mevduat faizleri, para piyasası fonlarının hayati bir bileşeni. Zira PPF
portföylerinde mevduatın ağırlığı yüksek seyreder. 2025 sonbaharından sonra
başlayan faiz indirimleri, mevduat faizlerini de doğal olarak aşağı çekmiş durumda.
TCMB politika faizinin 37% olduğu bugünkü ortamda, piyasa mevduat faiz
ortalamasının da 40’lara doğru geri çekilmesi, aslında beklenen bir durum. Bu da
kısa vadede ‘getiriyi törpüleyen’ önemli bir unsur.

DİBS (Devlet İç Borçlanma Senedi) tutma zorunluluğu

Bir diğer önemli etken ise PPF’lerde DİBS tutma zorunluluğu.
Para Piyasası Fonları (PPF) için portföylerinde en az %10 oranında Devlet İç
Borçlanma Senedi (DİBS) bulundurma zorunluluğu, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK)
tarafından 2024 yılı Kasım ayı sonunda duyurulmuş, Kurul tarafından Portföy
Yönetim Şirketlerine 2025 şubat ayı sonuna kadar da “pozisyonlarını ayarlamaları
için” süre tanınmıştı.

PPF gibi kısa vadeli ve risk puanı “skalanın en altında” yer alan bir fon grubunda,
piyasadaki borçlanma faizlerinin etkisini fona doğrudan yansıtacak bir DİBS
seçeneğinin %10 gibi yüksek bir oranda zorunlu olması, para piyasası fonlarındaki
‘stabil getiri sağlama’ özelliğini zayıflatan bir unsur oldu.

2025 yılı getirileri artık yok.

2025 sonunda yıl bazlı getirilere bakıldığında, bileşik faiz kaldıracıyla %60’ları
bulan PPF performansları gördük. Sermaye piyasamızdaki önemli adreslerden biri
haline gelen ve 9 Trilyon TL barajını aşan yatırım fonu büyüklüğünde para piyasası
fonlarının yeri hiç de azımsanacak gibi değil, hatta PPF’lere piyasanın iki ana
aktöründen biri demek daha doğru.

2025 yılı sonunda Yatırım Fonlarındaki aktif büyüklük 8.5 Trilyon TL seviyesindeydi,
fon türleri arasındaki aslan payı serbest fonlarla beraber, para piyasası fonlarına
ait. 2025 dönem sonunda yatırım fonlarındaki her 100 TL’nin 60 TL’si serbest, 17
TL’si ise para piyasası fonlarındaydı. 06 Mart 2026 itibariyle bu oranlar sırasıyla
59 ve 16.

TCMB’nin faiz indirim döngüsüne start verdiği fikrinin piyasada kanıksanması,
Para piyasası fonlarında %10 oranında DİBS bulundurma zorunluluğu, düşen
mevduat faizleri nedeniyle PPF getirilerini coşturan ‘yüksek faizin’ katalizör
etkisini “görece” yitirmesi, PPF’lerin 2025’te 55-60’lardaki bileşik getirilerin çok
uzağında kalmasına neden olan etkenler arasında.

Portföylerdeki ana rol 2026’da değişiyor mu?

TCMB’nin geri alım ihaleleri de bu durumu değiştirebilecek bir ‘güç kazanımına’
işaret etmiyor. PPF’ler artık düşen faiz ortamında, enflasyonun net şekilde
üzerinde fiyatlanan bir faiz silahıyla desteklenmediğinden, artık bir “enflasyon
üzeri getiri için riski düşük çengel ürün” olmaktan ziyade, bir nakit yönetimi
aracına dönüşme yolunda.

Yıllık %30-40 aralığında bir ‘risksiz getiri’ elbette küçümsenecek seviyede değil,
PPF’ler portföylerde yine olacaktır ancak, portföy içindeki ‘rol’ 2025 dönemindeki
gibi ‘güçlü getiri kaynağı’ olma nosyonundan ziyade ‘likit varlık yönetimi’ tarafına
daha yakın gibi artık…

27 Şubat – 06 Mart TEFAS verileri, yatırım fonlarında sadece bir haftada 3,4
puanlık bir küçülmeye işaret ediyor. Bu çıkışın en büyük kısmı ise PPF kaynaklı.

27 Şubat’ta 9.26 Trilyon olan Yatırım Fonu aktif büyüklüğü, 1 hafta içinde 277 milyar
TL daraldı ve bu rakamın %94’ü para piyasası fonlarından geliyor.
Güncel aktif büyüklük, 2025 sonundaki rakama geri döndü denebilir. (2025 sonu
8.5 Trilyon / 09 Mart 8.9 Trilyon)

PPF getirilerinde %40 altında ‘normalleşen’ bir getiri patikası var artık.
Ortadoğu’daki savaşın piyasalara etkisini azaltmak isteyen TCMB’nin adımları
takip edilecek önümüzdeki günlerde. Mart ayı faiz kararında “pas geçilmesi
gerektiğini” söyleyen piyasa profesyonellerinin sesini daha yüksek tondan duyar
olduk.

%2,96 seviyesinde gelen TÜFE verisi, enflasyonun yapışkanlığını göstermesi
nedeniyle, %30’larda yoğunlaşan “yılsonu enflasyon tahminlerini” yukarı yönde
revizeye mecbur kılarak, tedirgin edici bir sürecin habercisi olabilir.
Bu sebeple, 12 Mart Perşembe günü tanıklık edeceğimiz TCMB faiz kararı, PPF
getirilerindeki “tatmin edici olmayan” tabloyu doğrudan etkileyecektir.

Sözün Özü


Para piyasası fonları, yatırım fonu var oldukça ‘portföylerde olacak’ yegâne varlık
denebilir. Zira yatırım dünyasında ‘likit kalmak’ hayatidir ve bunun yolu PPF’lerde
park etmekten geçiyor.
Enflasyonla mücadele kapsamında %50’lere kadar yükselen politika faizlerinin
etkisiyle yatırımcısına enflasyon üzeri getiriler sunan PPF’leri “yılın en iyi getirili
fonları” kategorilerinde listenin üst sıralarında görmek, ülkemiz gerçeklerinin
2025’e özgü tatlı bir sürprizi olsa da bu yıl durum biraz daha farklı.

  • Related Posts

    Haftalık Fon Bülteni

    28 Mart 2026

    Haftalık Fon Bülteni Sayı:4

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Kaçırmış olabilirsiniz

    Haftalık Fon Bülteni

    Haftalık Fon Bülteni Sayı:4

    Haftalık Fon Bülteni Sayı:4

    Haftalık Fon Bülteni Sayı:3

    Haftalık Fon Bülteni Sayı:3

    Fon Analiz

    Fon Analiz

    Para Piyasası Fonları daralıyor mu?

    Para Piyasası Fonları daralıyor mu?

    Haftalık Fon Bülteni sayı:1

    Haftalık Fon Bülteni sayı:1